Türk Eğitim Gazetesi
05.12.2021
Yazı Detayı

EĞİTİM ÖĞRETİME DOĞRU PENCEREDEN BAKIŞ AÇISI




Yusuf Tavukçuoğlu
Yüreğinde ve benliğinde sevgiyi yaşayamayan ve çevresine yaşatamayan insanların, nitelikleri ne olursa olsun gerçek bir eğitimci olamazlar.
Türk Milli Eğitim sisteminde öğretmenin eğitimci fonksiyonu ve psikolojik bakış açısı ne yazık ki her geçen gün biraz daha azalan bir süreçten geçmektedir.
Bence bunun iki temel nedeni vardır.
1. Değerlerin kaybı
2. Okullardaki işletme mantığının bir atölye veya fabrika mantığı gibi düşünülmesidir.
 Ülkemizin kuruluşundan bugüne kadar Milli Eğitim’ de yaşanan tüm olaylar sonucunda bir bilgi birikimi oluşmuştur.  Bu bilgi birikimi eğitim öğretimdeki kültürümüzü oluşturmaktadır. Böylesine bir zenginliği unutup yok saymak, geleceğimizi hazırlarken bu zenginliklerden faydalanamamak beni son derece üzmektedir. Bu nedenle uygulanan minimum harcama ile maksimum kaliteyi yakalamak ve olabilen en yüksek karı elde etmek düşüncesi üzerine kurulmuştur.
Eğitimdeki temel gerçek ise ürünün bir madde değil insan olmasıdır. Bu nedenledir ki eğitimde vazgeçilmez temel doğrulardan biri olan yeryüzünde doğru, güzel, huzurlu, bilgili, sosyal ve toplumsal ilişkilerin eğitimini almış, insan gibi insan yetiştirmektir. Bu insan gibi insanlarda aynı ölçülerde insan yetiştirecektir.
Sevgili Dostlarım, biliyorsunuz ki eğitim aslında bir süreçler bütünüdür. Bu süreç kendi içinde ve kendi karakteristik yapısına göre işler. Asla sıkıştırmaya gelmez. Süreçler ve molalar sağlıklı bir şekilde birbirlerini tamamlamadan, değerler; ölçmelere tabii tutulursa, elde edilen sayısal veriler sağlıklı olmaz.
Kişilerin BEN merkezli düşünce tarzı ile dış dünyaya ve sosyal olaylara duyarsız kalması, değerler kaybının en önemli faktörüdür. İnsanlar, biyo – psiko sosyal bir varlık olarak değerlendirilmelidir. Fizyolojik bir varlık olarak değil.
Böyle düşünülmezse toplumumuzdaki değerler kaybı çok daha yüksek bir noktaya gidecek, toplumumuzda manevi ve değerler kaybı adına çöküşler başlayacaktır.
Eğitim – öğretim sektörü dışındaki sektörlerin ortak özelliği bir maddesel ürün ortaya çıkarmaktır. Oysa eğitim öğretimdeki ürün düşünseldir. ( İnsanın düşüncesinin eğitimidir.)
Eğitimde amaç sayılardan çok kaliteye endeksli olmalıdır. Eğitimde ürünün kalitesinin anlaşılması ne fabrikadaki hareketli bandın uzunluğu kadar kısa yolculukta, ne de laboratuvardaki işlemler kadar kısa sürede anlaşılır. Ayrıca eğitimde minimum verim elde edilmez. Ham maddeye bağlı olarak maksimum çaba ile maksimum veriler elde edilir. Kısacası eğitimdeki kar değerlidir, bu değerler süreç tamamlandıktan sonra bireye, topluma ve ülkelere asıl karı getirecektir.
        Değerli Dostlarım, Eğitim – öğretim ile ilgili sayfalar dolusu doğru bilgileri aktarmak mümkündür; ancak zamanı da düşünerek eğitim – öğretimde yaşanan iki temel yanlışa değinerek bilgilerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Hep birlikte ‘’KERSCHEN STEINER’’ nın bir sözünü anımsayalım. ‘’ Bir insanı eğitimci yapan, ne pedagojik bilgisi ne de gerçek bilimidir. Sadece ve sadece insanlara olan sonsuz sevgileridir.’’
Bende tüm benliğimle ‘’ ’KERSCHEN STEINER’’ a katılıyorum.
 
Yusuf Tavukçuoğlu
 
Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği
Yönetim Kurulu Eş Başkanı
 

 

 

 

   Web Tasarım Poyraz Medya

Son 3 Sayı