Türk Eğitim Gazetesi
05.12.2021
Haber Detayı

EĞİTİMDE FELSEFENİN GÖR DEDİĞİ ERGENLİK VE “ARADA OLMA”


Daha önceki yazılarımda da üzerinde durmuştum: Üniversitelerdeki öğrenci kulüpleri ya da toplulukları, üniversitelerin sivil toplum kuruluşlarıdır ve bu yapılar, tüm paydaşlarını bilgide, sanatta, felsefede, kısacası bu çerçevelere dayalı bilgide buluşturmayı amaçlarlar ya da öyle olmaları gerekir.
Bu yapılar zaman zaman, üniversite dışındaki sivil toplum kuruluşlarıyla da işbirliği yaparlar. İşte bu çalışmalardan biri, geçtiğimiz Kasım ayında (09.11.2017) Maltepe Üniversitesinde hayata geçirildi ve “ergenlik” konusunda, TOÇEV (Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı) ve Maltepe Üniversitesi Psikoloji Kulübü “I.Uluslararası Ergenlik Kongresi”ni düzenlediler. Bu kapsamda yaptığım açış konuşmasında ergenliğe felsefece yönelmenin ne anlama geldiğini gözler önüne sermeye çalıştım: Her şeye, her varolana, her duruma keskin gözleriyle yönelen felsefe, ergenlikte neyi görür, nelere dikkati çeker?
Ele alınan konu, nüfusunda çocuk ve genç ya da çocuk-genç sayısının büyük bir yer tuttuğu ülkemiz için son derece önemli. 12-21 yaş arasında genellikle içinden geçilen bir dönem olarak kabul edilen “Ergenlik”, kişinin kendisiyle ve kendisi olmayanla, başka insanlarla, aile bireyleriyle, aileyle, okulla, arkadaş çevresiyle, akranlarıyla olan ilişkisinde ortaya çıkan ve bir dizi özellikler gösteren dönemin adı olarak belirlenebilir.

Birbirinden bir bakıma çok farklı işleyen bilgi dalları, insanı farklı şekillerde konulaştırır. Örneğin; insan bilimi ve bir o kadar da toplum bilimi olarak dallanıp budaklanan psikolojide, özellikle gelişme psikolojisinde insan yaşam boyu süren farklılaşmasının ortak paydasında ele alınırken; insan felsefesinde, insan kendisini diğer varolanlardan farklı kılan temel nitelikleriyle konulaştırılır. Burada ölçü, insana özgü olanın belirginleştirilmesidir. İnsan felsefesi tarihine bakıldığında, insana ilişkin olmak üzere çok sayıda ortaklıklara işaret eden belirlemeler yapılmıştır. Ancak çok sonraları bu belirlemelerden bir tanesi insan için daha gözlemsel olana işaret etmeye başlamış ve insan, her türlü yönelimiyle, aslında gerilimli, daha keskin bir terim kullanacak olursak, krizli ya da bunalımlı bir varlık olarak nitelenir olmuştur. Özellikle 20. yüzyılda bu duruma, insanın bunalımlı durumuna daha çok dikkat çekilmeye başlanmıştır.

Çok sayıda filozof ve/veya bilim insanı insanın bu duruşunun altını çizerken, saptanan bu durumun da ardında ne olduğunun pek de üzerinde durulmamıştır. Oysa bu durumun ardında da yine salt insana özgü olan bir duruş vardır: “Arada olma” durumu ve duruşu. Yaklaşık son on yıldır yaptığım çalışmalarla dikkati çektiğim bu insansal duruşu, adına antropontoloji dediğim insan-varlık bilgisinde ya da insan-ontolojisinde belirgin kılmaya çalışıyorum. Buradaki sava göre, tüm insanlar yaşamlarının her evresinde arada olan varlıklardır. Arada olmanın insanın her şeyden önce, kendisiyle olan ilişkisinde, doğal-toplumsal-tarihsel-kültürel varlık olarak, her türlü diğer varolanlarla ilişkisinde kendisini gösterdiğini ileri sürebiliriz. İnsanın yaşam evrelerini birbirinden ayıran da, çocukluk, ergenlik erginlik gibi ayırımlamaları yapan da bu “arada olma”yı nasıl karşıladıklarıyla yakından ilgilidir.

Dünyaya adım attığı andan itibaren, yönelimlerini hayata geçirmeye çalışan ve özellikle “isteme” olarak adlandırabileceğimiz temel yönelimiyle varolana ulaşmaya çalışan insanın, yönelimsel özelliklerinin ortak paydalarını bulgulamaya çalışan bilimlerden biri olan psikoloji, gelişim psikolojisi bağlamında, gözlemlere de dayalı olarak, 12-21 yaş arasını yukarıda da belirttiğimiz gibi, “ergenlik” olarak belirliyor. Elbette, ayrıntıda neredeyse her bireyde idiografik olarak, biriciklik, tekillik, somutluk içinde kendini gösteren kimi özellikler, yine de çeşitli kümelenmeler içinde, kimi ortaklıklara işaret ediyor. Bu dönemde ve her dönemde, ama özellikle bu dönemde bireyin ya da kişinin yaşadığı, özellikle bedensel nitelikli değişimler ve bu değişimler karşısında verdiği tepkiler, yukarıda da belirttiğimiz gibi, arada olması, hem kendi bedeniyle zihinsel gelişimi arasında olması, akranları arasında olması, ebeveyn ve arkadaşları arasında olması, evle-aileyle-okul arasında olması, çok sayıda sorunu da en olağan durumda bile beraberinde getiriyor.

Kendisiyle ve başkasıyla olan ilişkisinde belki de en bunalımlı dönemini yaşayan çocuk-gencin çok farklı ögelerle başa çıkması gerekiyor ya da bu, kendisinden bekleniyor. Özellikle de eylemler ve ilişkiler toplamından oluşan günümüz insan dünyasında, yüz yüze ilişkilerin yanı sıra ve artık gittikçe artan oranda sanal gerçeklik üzerinde yürüyen ilişkiler, karşılaşmalar, kimi zaman, üstesinden gelinmesi iyice zorlaşan karmaşık olgu kümeleri olarak çocuk-gencin karşısına dikiliveriyor. Ardından da daha çok artan sorunlar, sorunların adını koyamama, sorunlarla baş edememe, anlayış geliştirememe gibi durumlar ortaya çıkıyor; öyle ki sorun artık salt kişinin sorunu olmaktan da çıkıyor, en başta ailenin, tümüyle toplumun, toplumsal kurumların, okulun, kamu kesiminin de sorunu oluyor.
Bedeninin ve/veya tüm varlığının talepleri, istekleriyle, yakın çevresinin, ailesinin talepleri, istekleri arasında sıkışan çocuk-genç bir sorun yumağı olarak ailede, okulda, toplumda yerini alıyor. İçinde bulunduğu bu durum, okulu, başarısını, tüm çevresel ilişkilerini, hatta tüm yaşamını etkiliyor. 

Arada olan bir varlık olarak bu yaş grubunun ortak paydasında göze çarpanın, ne türden olursa olsun, istekleriyle içinde bulunduğu koşullar arasındaki ilişkiyi dengede tutamamak olduğunu ileri sürebiliriz. Çocuklukta da elbette benzer bir durum vardır; ancak bu yeni dönemin özelliği, inişli çıkışlılıktır. İstekleriyle, gereksinimleriyle içinde bulunduğu koşullar arasındaki ilişki üzerinde bir bakıma, çocuktan daha çok kafa yoran ergen, içinde bulunduğu durumu çoğun kabullenememekte ve sıkıntılar tam da bu noktada kendisini ve yakın çevresini kuşatacak şekilde baş göstermekte ve artmaktadır. Bedeniyle olan ilişkisini özellikle henüz rasyonalizeedememişlikte somutlaşan bu yeni durum, kişinin yakın çevresinden ya da uzman kişilerden yardım almasını gerekli kılabilmektedir ya da bu yeni oluşuma doğru evrilen bireylere bilinçli olarak ve zamana yayarak yapılacak öngörülü ya da proaktifyardımlar, bu dönemin daha sağlıklı bir biçimde geçirilmesine katkıda bulunabilecektir. Aslında insan yaşamı tümüyle arada olunmasından dolayı bunalımlı bir yaşamdır; ancak söz konusu bunalımların aşılabilmesinde kişilere verilecek destek son derece önemlidir. Bu da bilimsel ve felsefi bilgiye dayalı olarak yapılması gereken destektir. Ergenlik çağının içinden geçen çocuk-gence de bilgiye dayalı desteğin hem yakın aile çevresince hem de okul çevresince sağlanması büyük önem taşımaktadır. Aile ve okulun bu bağlamda yapacağı işbirliği, özenli düşünme ve özenli dil kullanımı, güçlü iletişim sorunların üstesinden gelmenin anlamlı bir anahtarı olabilir. Gelin hep birlikte, yapısı gereği çocuklukla yetişkinlik arasındaki bu ara dönem üzerinde, insanın arada olan bir varlık olduğunu da dikkate alarak özenli bir biçimde düşünelim.
 

21. Yüzyıl Bilgisini Üreten Üniversite

İstinye Üniversitesi, bünyesinde "Liv Ho...

13.02.2018

EKET Fuarcılık tarafından düzenlenen Üniversite Tercih Günleri bahar etkinlikleri 15 Mart’tabaşlıyor

Üniversite Tercih Günleri Bahar Dönemi e...

13.02.2018

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi’nde “Bilim, sanat ve tasarım üçlüsü bir arada!”

Doç. Dr. Tolga Yazıcı başkanlığında2009 ...

13.02.2018

Klinik Psikoloji’de tezsiz yüksek lisans olanağı Usta-çırak modeli içinde yüksek lisans imkânı sunuluyor

Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yü...

13.02.2018

Çocuğunuzu sömestr tatilinde siber tehlikelerden koruyun

Sömestr tatili geldi, öğrenciler için 2 ...

23.01.2018

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi’nde “Bilim, sanat ve tasarım üçlüsü bir arada!”

Doç. Dr. Tolga Yazıcı başkanlığında2009 ...

23.01.2018

Değişen Dünya ve Eğitim: Hangi Üniversite?

2017 yılını geride bırakıp ülkemiz için,...

23.01.2018

Kütahya Belediyesinden Bir İlk: Açık Üniversite

Kütahya Belediyesi bir ilke imza atarak,...

23.01.2018

Bakan Yılmaz, vefat eden Münir Özkul´un ailesine taziye ziyaretinde bulundu

Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, hayatı...

09.01.2018

Lise öğrencilerinin yüzde 42´sinin tercihi mesleki eğitim

Millî Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik...

09.01.2018

İstinye Üniversitesi’nde, “beyin-bilgisayar arayüzü” alanının geleceği konuşuldu…

İstinye Üniversitesi tarafından düzenlen...

20.11.2017

Geleceğe Yön Veren Üniversite; Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Tür...

20.11.2017

Yükseköğretimde Pazarlama İletişimi

“Pazarlama” ve “Eğitim” kavramlarını bir...

20.11.2017

T.C. İstanbul Arel Üniversitesi Kariyer Planlama, Uygulama ve Araştırma Merkezi (ArelKAM) Türkiye’nin İlk ve Tek Online Kariyer Portalı ile Faaliyetlerini Genişletmeyi Hedefliyor

İstanbul Arel Üniversitesi Kariyer Planl...

20.11.2017

Piri Reis Üniversitesi’ne “HUKUK FAKÜLTESİ” Geliyor

Piri Reis Üniversitesine Hukuk Fakültesi...

19.11.2017

İş Dünyası Çin’den Vize Kolaylığı İstedi

Okan Üniversitesi’nin düzenlediği Türkiy...

19.11.2017

Gencin Özgürleşmesi ve Aileler

"Bilmek" ve “harekete geçmek”,...

19.11.2017

Dijital Dönüşüm Sürecinde Bizi Neler Bekliyor?

Son yıllarda iletişim, ulaşım, sağlık ve...

19.11.2017

Yeni Nesle Ne Kadar Hazırız ?

Türkiye İstatistik Kurumununun raporları...

19.11.2017

Teog Yeni Sistem Açıklandı !

TEOG yerine gelen yeni lise yerleştirme ...

05.11.2017

Gaziantep Üniversite Tercih Günleri 02-03 Kasım’da Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi’nde olacak

EKET Fuarcılık, 02-03 Kasım 2017 tarihle...

03.11.2017

4. Malatya Üniversite Tercih Günleri 26-27 Ekim’de

EKET Fuarcılık tarafından gerçekleştiril...

03.11.2017

ÖSYM Başkanından (YKS) için 23-24 Haziran açıklaması

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Mahmut Özer Yükse...

19.10.2017

Yükseköğretim giriş sınavının yeni adı “YKS” (Yükseköğretim Kurumları Sınavı)

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. M...

13.10.2017

“Paniğe gerek yok, çalışmaya devam

Okan Üniversitesi Aday İlişkileri Müdürü...

13.10.2017

TEOG’a 3 alternatif sistem

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG...

11.10.2017

Üniversiteye girişte sadeleştirilmiş sistem geliyor

Ayrıntıların önümüzdeki günlerde açıklan...

11.10.2017

Eğitimde Felsefenin gör dediği Okul-Üniversite yalnızca müfredat mı?

Eğitim ister kişilerarası ilişkide, iste...

11.10.2017

ÖLÇME DEĞERLENDİRME MERKEZLERİ

Uluslararası ve ülkemiz genelinde yapıla...

11.10.2017

EKET Fuarcılık yeni Eğitim ve Öğretim dönemine hazır

Geçtiğimiz yıl 2016-2017 Eğitimi ve öğre...

11.10.2017

Topluluk Karşısında Aşağılanması, Çocuğun Akıl ve Beden Sağlığını Etkiliyor

10 yaşındaki bir öğrencinin okula ait bi...

02.10.2017

Osmanlı Tarihçisi Prof. Dr. Suraiya Faroqhi Emeritus Profesörlük Ünvanı Aldı

İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYES...

02.10.2017

 

 

 

   Web Tasarım Poyraz Medya

Son 3 Sayı